Dr. A. Alp Aker
Summary
Environmental monitoring is an indispensable tool for identifying current environmental conditions and changes to them, taking preventive measures, developing policies, helping policymakers make decisions, and informing international institutions and the public. This article discusses the current state of environmental health monitoring systems in Türkiye, the technical challenges encountered, and future perspectives oriented toward technology. Türkiye has a robust institutional infrastructure, including the Continuous Monitoring Center, which allows for real-time monitoring of emissions in various environments. However, Türkiye’s ranking of 143rd out of 180 countries in the 2024 Environmental Performance Index (EPI) indicates the necessity of improving ecological performance and monitoring capacity.
The current systems have various shortcomings, particularly regarding data quality, representativeness, and calibration. Despite an increase in air pollution monitoring stations, parameters such as PM2.5, which pose serious health risks, are measured by fewer than half of the stations. Additionally, a limit value for this pollutant has not yet been defined in national legislation. In water management, deficiencies exist in the monitoring of biological and ecological parameters in river basins. A stronger National Water Information System is needed to record water usage in industry and agriculture, as well as to prevent water loss and leakage.
The integration of artifical intelligence and Geographic Information Systems offers revolutionary opportunities for the early detection of environmental anomalies and predictive modeling. In line with Türkiye’s 2053 net zero emissions target, priority should be given to aligning air quality standards with the World Health Organization recommendations and to the widespread adoption of “smart city” technologies for water and waste management. Efforts should also be accelerated to monitor chemical waste and prevent its environmental and toxic effects. All environmental data should be monitored within an integrated structure. Ultimately, establishing a transparent, scientifically based, and highly enforceable environmental monitoring mechanism is vital for protecting the environment and public health.
***
Özet
Çevre Sağlığı İzleme Sistemleri: Türkiye’nin Mevcut Durumu ve Gelecek Perspektifleri
Çevresel izleme; mevcut çevre koşullarının ve bu koşullardaki değişimlerin belirlenmesi, önleyici tedbirler alınması, geliştirilecek politikaların desteklenmesi ve politika yapıcıların karar alma süreçlerinin desteklenmesi ile uluslararası kurumlar ve kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından vazgeçilmez bir araçtır. Bu makalede, Türkiye’de çevre sağlığı izleme sistemlerinin mevcut durumu, karşılaşılan teknik zorluklar ve teknoloji odaklı gelecek perspektifleri ele alınmaktadır. Türkiye, çeşitli ortamlardaki emisyonların gerçek zamanlı izlenmesini sağlayan Sürekli İzleme Merkezi (SİM) gibi önemli kurumsal altyapılara sahiptir. Ancak, 2024 Çevresel Performans İndeksi’nde (EPI) Türkiye’nin 180 ülke arasında 143. sırada yer alması, ekolojik performansının ve izleme kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Mevcut sistemlerde özellikle veri kalitesi, temsil gücü ve kalibrasyon açısından çeşitli aksaklıklar gözlenmektedir. Hava kirliliği izleme istasyonlarının sayısındaki artışa rağmen, sağlığı ciddi şekilde tehdit eden PM2.5 gibi parametreler istasyonların yarısından azında ölçülmekte olup bu kirletici için ulusal mevzuatta henüz bir limit değer tanımlanmamış durumdadır. Su yönetiminde ise nehir havzalarında biyolojik ve ekolojik parametrelerin izlenmesinde eksiklikler bulunmakta; sanayi ve tarımda kullanılan suyun kayıt altına alınması ile su kayıp-kaçaklarının önlenmesi için daha güçlü bir Ulusal Su Bilgi Sistemi’ne ihtiyaç duyulmaktadır.
Yapay Zekâ ve Coğrafi Bilgi Sistemleri entegrasyonu, çevresel anormalliklerin erken tespiti ve tahmine dayalı modellemeler için devrim niteliğinde olanaklar sunmaktadır. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefiyle uyumlu şekilde, hava kalitesi standartlarının DSÖ önerileriyle uyumlu hâle getirilmesi, “akıllı kent” teknolojilerinin su ve atık yönetiminde yaygınlaştırılması, kimyasal atıkların izlenmesi ile çevresel ve toksik etkilerinin önlenmesi çalışmalarına hız kazandırılması, tüm çevresel verilerin entegre bir yapıda izlenmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Sonuç olarak, sürdürülebilir bir çevre ve halk sağlığının korunması için şeffaf, bilimsel verilere dayalı ve yaptırım gücü yüksek bir çevresel denetim mekanizmasının tesisi hayati önem taşımaktadır.






