Dr. Okan Derin
Summary
Climate change is a rapidly growing, multidimensional threat to public health, and not just an environmental issue. This article examines the health impacts of climate change in Türkiye, evaluates existing policies and practices, and offers modest recommendations for building a resilient, sustainable health system.
The first part summarizes the key climate-related health risks, which include extreme heat, vector-borne diseases, food and water insecurity, air pollution, and mental health challenges. Specific examples, such as the spread of Aedes mosquitoes, the geographic expansion of zoonotic diseases like CCHF, an increased mycotoxin burden, and a heightened risk of Salmonella contamination, illustrate the threats Türkiye is currently facing.
The second section evaluates Türkiye’s preparedness regarding local heatwave action plans, green healthcare initiatives, and climate-data-driven early warning systems. Although the 2024–2030 Climate Change Mitigation Strategy sets forth promising goals, the national approach as a whole remains fragmented and sectoral. Key shortcomings include the absence of legislation regulating the health-climate nexus, weak institutional coordination, and insufficient integration of climate data into health information systems.
The central argument of the article is that the greatest victory is preventing disaster before it occurs. By fostering interdisciplinary collaboration and implementing proactive, inclusive, and science-based policies, Türkiye can fortify its healthcare system against the climate crisis.
***
Özet
En Büyük Zafer, Önlenmiş Felakettir: İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Etkileri ve Türkiye’nin Hazırlık Durumu
İklim değişikliği yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda halk sağlığına yönelik çok boyutlu ve hızla büyüyen bir tehdittir. Bu yazı, Türkiye özelinde iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyerek mevcut politika ve uygulamaları değerlendirmek; dirençli ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi oluşturmak için yapılması gerekenler konusunda mütevazı önerilerde bulunmak üzere kaleme alınmıştır.
İlk olarak, aşırı sıcaklıklar, vektör kaynaklı hastalıklar, su ve gıda güvenliği, hava kirliliği ve ruh sağlığı gibi iklim kaynaklı sağlık riskler özetlenmiştir. Aedes türü sivrisineklerin yayılımı, KKKA gibi zoonotik hastalıkların coğrafi genişlemesi, mikotoksin yükü artışı ve Salmonella gibi patojenlerin gıdalara bulaşma riskindeki artış gibi örnekler, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditleri ortaya koymaktadır.
İkinci olarak, Türkiye’nin hazırlık düzeyi; ısı dalgalarına yönelik yerel eylem planları, yeşil sağlık tesisi girişimleri ve iklim-veri tabanlı erken uyarı sistemleri bağlamında değerlendirilmiştir. 2024–2030 İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi, umut verici hedefler barındırsa da ulusal düzeyde hâlâ parçalı ve sektörel yaklaşım egemendir. Sağlıkla iklim arasındaki ilişkiyi doğrudan düzenleyen özel bir mevzuatın olmaması, kurumsal koordinasyonun zayıflığı ve iklim verilerinin sağlık bilgi sistemlerine entegrasyonundaki eksiklikler öne çıkan sorunlardır.
Yazının temel savı, en büyük zaferin bir felaket yaşanmadan önce kazanıldığıdır. Türkiye, iklim-sağlık ekseninde disiplinler arası iş birliği ile proaktif, kapsayıcı ve bilim temelli politikalar geliştirerek sağlık sistemini iklim krizine karşı güçlendirebilir.






