Köşe Yazıları

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

1963 yılında Ordu, Ünye’de doğdu. 1979’da Ünye Lisesi’nden, 1985’te İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2000 yılında İÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Deontoloji ve Tıp Tarihi Bölümü’nde doktorasını tamamladı. 2002-2003 tarihleri arasında İstanbul 112 Ambulans Komuta Merkezi Başhekimliği, 2003-2009’da Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdürlüğü ile 2009-2013 arasında İstanbul Başakşehir Devlet Hastanesi Başhekimliği görevlerinde bulundu. Dr. Tokaç halen İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü olarak görev yapmaktadır.

Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Sıhhi Müze Atlası

Dr. İbrahim Topçu
1975’de İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Kadıköy ve Üsküdar’da tamamladı. 1999’da İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı’ndaki eğitimimin ardından Aralık 2004’ te uzman oldu. 2005 yılında, önce Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne Başhekim Yardımcısı olarak, ardından İstanbul Sağlık Müdürlüğü’ne Müdür Yardımcısı olarak atandı. 2007-2008 yılları arasında Beykent Üniversitesi’nde Hastane ve Sağlık Kurumları Yöneticiliği yüksek lisansını tamamladı. Halen İstanbul Sağlık Müdürlüğü’nde İl Sağlık Müdür Yardımcısı olarak göreve devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk babasıdır.


Halkı sağlık konularında bilgilendirme amacıyla 1926 yılında yayımlanan “Sıhhi Müze Atlası” adlı kitapta birçok levha/tablo yer almaktadır. Kitaptaki tabloların kaynakları olarak İstanbul, Ankara İzmir ve Bursa Hıfzıssıhha Müzelerinin gösterilmiş olması dolayısıyla bu müzelerin halen olup olmadığını araştırma ihtiyacı hissettik. Araştırmalarımızda Bursa ve İzmir’de herhangi bir müzenin olmadığını öğrendiğimiz gibi buralardaki tabloların akıbetinin ne olduğuna ilişkin bir bilgiye de rastlamadık. Ankara’da da böyle bir müze olmadığı, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’nın deposunda birtakım tabloların olduğu ancak bir müze çalışması yapılması düşüncesi dolayısıyla henüz sergilenmediği bilgisine ulaştık. İstanbul'da ise halen İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlık Müzesi adında bir müze mevcut. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün internet sitesinde Sağlık Müzesi’ne ilişkin bilgiler mevcut. Söz konusu internet sayfalarında, burada incelediğimiz Sıhhi Müze Atlası adlı kitapta sergilenen eserlerden bazılarının resimleri yer alıyor. Bu vesileyle önce bu müze ve müzedeki tabloların hikâyesine bir göz atalım, ardından da söz konusu Sıhhi Müze Atlası adlı kitabı tanıtalım.

Sağlık Müzesi

Kitapta “İstanbul Hıfzıssıhha Müzesi” olarak adlandırılan müzenin kuruluş çalışmaları 1915 yılına dayanıyor. O yıllarda verem, frengi, çiçek, tifo, tifüs, sıtma gibi sık görülen bulaşıcı hastalıkları önleyebilmek için halkı eğitmek gerekiyordu. Ayrıca hastalıklarla mücadelenin yanında hastalıklardan korunmak için sağlıklı beslenme, beden ve çevre temizliğini de öğretmek gerekiyordu. Bu gaye ile 1915 yılında Sıhhiye Umum Müdürü Dr. Adnan (Adıvar), bir müze kurulmasına karar verir. Bu görevin başına hem doktor hem de Hoca Ali Rıza'nın öğrencisi olan ressam ve hattat Dr. Hikmet Hamdi getirilir. (Resim 1) 1915 yılında Berlin'e gönderilen Dr. Hikmet Hamdi, Almanya'daki benzer müesseseleri araştırır ve incelemeler yapar. 1917 yılında yurda döndüğünde Cağaloğlu'ndaki Sıhhiye Umum Müdürlüğü Binasının (Eski Sağlık Müdürlüğü Binası) bir odasında, yanında Ticaret Okulu mezunu olan ancak istek ve kabiliyeti sayesinde mulajcılığı öğrenen Halit isminde bir teknisyen ve bir hademe ile müze hazırlıklarına başlar(Mulaj: Bir şeyin bal mumu, alçı gibi bir madde ile kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin bütünü)(Resim 2). Dr. Hikmet Hamdi'nin yağlı boya tabloları, bilgi verici levhalar ve alçı modelleri çoğalınca, bu birikim, o günlerde Müdafaa-yı Milliye Cemiyeti'nin Divanyolu'ndaki binasının Sağlık Müzesi için ayrılan bölümüne taşınır. Sağlık Müzesi böylece60'lı yıllara kadar faaliyet göstereceği mekâna geçmiştir(Bugün de Sağlık Müzesi olarak anılan bu bina, Defter-i Hakani Senedat Müdürü Salih Efendi tarafından 1875 yılında yanan ahşap konak yerine yaptırılan kâgir konaktır)(Resim 3-4). Dr. Hikmet Hamdi, bilgi veren tablolarını burada çoğaltırken Almanya'dan getirilen ve halkı eğitici 25 levhayı Türkçeye çeviriyor ve kendi özel rika yazısı ile hazırlıyordu. Bunlar 30 mulaj ve Teşhiri Marazi Muallimi Hamdi Suat (Aknar)’ın 10 adet hastalık patolojisini gösteren maketleri ile zenginleştirmişti.

Müze, Esat Paşa'nın Sıhhiye Umum Müdürlüğü zamanında, 23 Temmuz 1918 günü törenle açıldı. Açılışından birkaç ay sonra Mondros Mütarekesi imzalanmış, bu sebeple Müdafaa-yı Milliye Cemiyeti dağılmıştı. Onun bulunduğu yere Sanayi-i Nefise Mektebi taşınmıştı. 1920 yılında İstanbul işgal edilince müzenin bulunduğu binaya İtalyan askerleri el koymuştur. Bina alelacele boşalttırıldığından, birçok mulaj ve tablolar Sağlık Müdürlüğü Binasının deposuna kaldırılırken hasar gördü. Müracaatlar neticesinde bir süre sonra eski yerine dönen ancak hasar gören eserler, Dr. Hikmet Hamdi tarafından büyük bir gayretle eski haline getirilmeye çalışılmıştır.

Cumhuriyetle birlikte sağlık alanında önemli atılımlar gerçekleştirilirken başta Ankara olmak üzere birçok yerde Sıhhi Müzeler kurulmuş ancak 1928'deki Harf Devrimi'nde yeni harflerin kabulüyle Osmanlıca olan tablolar ve mulajlar tekrar depoya kaldırılmış, yeni harfli levhalar hazırlanmaya başlanmıştır. 1931 yılında Dr. Hikmet’in ani bir kalp krizinden ölümünden kısa bir süre sonra, yerine Dr. Ziya Hüzni getirilir. Dr. Ziya Hüzni’nin de 1937’de ölümü üzerine müze müdürlüğüne ressam Doktor Nuri Aktansel getirilir. (Suat Coşkun, ‘8 Kasım 1938 Saat 05.30 Suları’ isimli makalesinde Atatürk’ün son dakikalarını anlatırken,“Atatürk gözlerini hayata kapamıştı. İrtihallerinden bir saat kadar sonra Sıhhi Müze Müdürü Dr. Nuri saraya gelerek yüzünün ve ellerinin mulâjlarını almıştır.”şeklinde ifade etmektedir.)

1938 yılında Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılan hizmetlerin anlatıldığı “On Beşinci Yıl” kitabının “Sıhhat ve İçtimaı Muavenet Vekâleti” bölümünde “Sıhhi Müzeler” konusu şu satırlarla yer almaktadır. “Adetleri günden güne çoğalan bu müzelere karşı halkımızın ve mektepler talebesinin alâkaları pek ziyadedir. Her gün binlerce yurttaş tarafından ziyaret olunan bu müzelerden halkımızdaki sağlık terbiyesi gittikçe inkişaf etmektedir.” Bu müzelerin Anadolu'da 13 vilayette kurulduğu bilgisi kaynaklarda mevcutsa da İstanbul dışında bu müzelerden kalan yoktur.

1939’da, bina büyük bir tamir gördü. İçinde birçok değişiklik yapılıp binanın giriş katındaki dükkânlar binanın hizmetine verilmiş, bahçesinde 250 kişilik sinema salonu yaptırılmıştı. Teşhir olunan malzemelerde de yenilemeler, ilaveler yapılıyordu. Anatomi, fizyoloji tablolarının sergilendiği salon açılmıştı.

1940 yılında müzede 1 müdür, 1 muavin, 1 mulaj mütehassısı, 1 sinema operatörü, 1 ayniyat memuru, 8 teknisyen ve hademe çalışıyordu. O yıllarda harp tehlikesine karşı zehirli gazlardan korunma yolları halka öğretilmeye başlandı. Hastalıklardan korunma ön plana alındı. Sinema salonunda ücretsiz olarak sıhhi filmler gösteriliyordu. Müze ayda ortalama 8-10 bin kişiye hizmet veriyordu.

1960'lı yıllara kadar işlevini kaybetse de yaşayan Sağlık Müzesi, bu yıllarda kapatılarak eserler Sağlık Müdürlüğü depolarına kaldırılmıştır. 1995 yılında, -o dönemde her ikisi de doçent olan- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş ve İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuran Yıldırım, dönemin İl Sağlık Müdürü Hürriyet Yılmaz'ın davetiyle tabloları araştırmaya başlamış, bulunan 50 kadar tablonun 23'ü, hocaların gözetiminde çeşitli ilaç firmaları desteğiyle onarılmış ve 14 Mart 1995 yılında Sağlık Müdürlüğü binasında 15 gün süreyle sergilenmiştir. Tablolar halen İl Sağlık Müdürlüğü'nde muhafaza edilmektedir. Müze koleksiyonunda ayrıca 4 alçı model, 5 mulaj, 1 insan iskeleti, bir diş temizliği eğitim modeli, 3 cam kavanoz, 214 kitap bulunmaktadır.

***

Sıhhi Müze Atlası

“Sıhhi Müze Atlası” halkın sağlık konularında duyarlı olmaları amacıyla hazırlanmış birçok levhanın/tablonun olduğu Osmanlıca bir kitaptır. Türkiye Cumhuriyeti Sıhhiye ve Muaveneti İctimaiyye Vekâleti (şimdiki Sağlık Bakanlığı’nın Cumhuriyetin ilk yıllarındaki adı) tarafından 1926 yılında yayımlanan kitap, 22 x31,5 cmboyutlarında ve 68 sayfa olup yazar adı belirtilmemiştir. (Resim 5) Kitabın takdim yazısında Sıhhiye ve Muaveneti İctimaiye Vekili Doktor Refik’in (Türkiye Cumhuriyetinin en uzun süre görevde kalan Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam) imzası bulunmaktadır. (Resim 6) Bu takdim yazısında Doktor Refik (Saydam) özetle; “Bulaşıcı ve toplumsal hastalıklar hakkında halkın bilgilendirilmesini sağlamak Sağlık Bakanlığının görevlerindendir. Bu sayede halk bu hastalıklardan korunmayı bilecek, hastalıkların yaptığı tahribatı ve kötü sonuçlarını görerek sağlığı için fayda sağlayacaktır. İşte bu yüzden Sıhhî Müzelerin sayısı artırılırken bulaşıcı ve toplumsal hastalıklardan korunma yolları ve kişisel hijyen kuralları herkesin anlayabileceği resimler ve mulajlarla yayımlamaya çalışılmaktadır. Bu müzelerin her yerde açılması mümkün olamadığından halen müzelerde sergilenen tablo ve benzeri materyali bir araya getirerek renkli bir albüm bastırmayı faydalı gördüm. Amaca ulaşacağını kuvvetle ümit ederim.” demektedir. (Resim 7-8)

“Sıhhi Müze Atlası”nda sıtma (malarya), bel soğukluğu, yumuşak karha, frengi, kolera, dizanteri, tifo (karahumma/humma-yı şebe), verem, çiçek, kızamık, kızıl, kuşpalazı, tifüs (lekeli humma), veba, kuduz gibi bulaşıcı hastalıklar yanında içki belası ve yüksek ökçeler gibi halk sağlığını ilgilendiren diğer konular da tablo ve levhalar ile anlatılmıştır. Frengiye 16 sayfa ayrılmış olması, o dönemde bu hastalığa ne kadar önem verildiğini göstermektedir. Yine o dönemin en korkulan hastalıklarından olan veremle ilgili çok sayıda tablo yer alırken içki bağımlılığına da oldukça fazla yer ayrılmıştır.

Sıhhi Müze Atlası, yukarıda bahsettiğimiz “On Beşinci Yıl” kitabının “Sıhhat ve İctmai Muavenet Vekâleti” bölümünün “Teknik neşriyat” başlıklı kısmında yayımlar içinde de yer almaktadır. Yine söz konusu kitabın “Sağlık risale ve broşürleri” kısmında 50 bin adet bastırılan Sıhhi Müze Rehberlerinden bahsedilmektedir. Sıhhi Müze Rehberi, Dr. Hikmet Hamdi’nin yazdığı Sıhhi Müze Atlasından ayrı bir kitapçıktır. (Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi, Ordu Gazi İl Halk Kütüphanesi ve Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde nüshalarının olduğu ilgili kütüphanelerin internette yayımlanan kataloglarında tespit edebiliyoruz.)

Sıhhi Müze Atlası sadece tıp tarihçilerinin ilgileneceği bir eser olmayıp, aynı zamanda sanat tarihi açısından da önemli bir eserdir. Kitapta yer alan Dr. Hikmet Bey’in bir ressam olarak yaptığı tablolar resim sanatı açısından değerlendirilirken bazı bölümlerinde bir hattat olarak rika tarzında yazdığı yazılar da hat sanatı açısından ele alınabilecektir.

Kaynaklar

Ayten Altıntaş, Sağlık Müzesi Tarihi, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/muze/muze_tarihi.asp, Erişim tarihi: 12.12.2010, 

Cumhuriyetin İlk 15 Yılında Sağlık Hizmetleri, Türkiye Tıp Akademisi Yeni Seri No:4, İstanbul, 2010.

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tarihce/galeri.asp, Erişim tarihi: 12.12.2010,

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/smuzesi/koleksiyon.asp, Erişim tarihi: 12.12.2010,

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/smuzesi/muze_binasi.asp , Erişim tarihi: 12.12.2010,

İstanbul Sağlık Müdürlüğü web sitesi sayfaları: http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/muze/muze_tarihi.asp, Erişim tarihi: 12.12.2010

Suat Coşkun, 8 Kasım 1938 Saat 05.30 Suları, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi internet versiyonu, http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php/hm-yazarlari/suat-coskun/1076903-8-kasim-1938-saat-05-30-sulari-suat-coskun.html, Erişim tarihi: 12.12.2010,

Turgay Tuna, Hebdoman'dan Bakırköy'e, Bakırköy Belediyesi Kültür Yayınları, 2000.


Haziran-Temmuz-Ağustos 2011-2012 tarihli Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi, 23. sayı, s: 98-101’den alıntılanmıştır.

Bu yazı 2343 kez okundu

Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?