İyilik kavramı, dönemin teknolojik imkânları ve sosyo-ekonomik koşullarıyla değişen dinamik bir süreçtir. 1950 (Sessiz Kuşak), 1970 (X Kuşağı) ve 1990 sonrası (Y ve Z Kuşakları) doğumlu bireylerin toplumsal sorumluluk pratikleri, “vicdanın dijitalleşmesi” ekseninde keskin farklılıklar göstermektedir. Dijital vicdan özellikle 2025-2026 yıllarında sosyolojinin ve dijital etiğin en sıcak konularından biri hâline gelmiştir. Türk Dil Kurumunun (TDK) 2025 yılı için “Yılın Kelimesi” olarak seçtiği bu kavram, kişinin gerçek bir eylemde bulunmak yerine sosyal medya üzerinden “beğeni”, “paylaşım” veya “içerik” yoluyla ahlaki sorumluluktan kurtulma çabasını tanımlamaktadır.
1950 kuşağı dede, 1970 kuşağı baba ve 1990 doğumlu torun perspektifinden bireylerin toplumsal sorumluluk pratiklerine baktığımızda;
1950 kuşağı dede için toplumsal katkı, “mahalle kültürü” ve “ mahremiyet” üzerine kurulmuştur. Bu dönemde iyilik, “sağ elin verdiğini sol el görmemeli” ilkesiyle sembolize edilen, anonim ve yüz yüze gerçekleştirilen bir eylemdir. Toplumsal katkı, devletin ulaşamadığı alanlarda sivil bir refleks olarak gelişmekte; ancak bu refleks dijital bir temsilden ziyade fiziksel bir emek (örneğin imece) gerektirmektedir. Burada “vicdan”, bireyin kendi içsel huzuru ve dinî/etik göreviyle sınırlı kalmaktadır.
1970 yılında doğan baba için iyilik kavramı “sosyal adalet” ve “kurumsal denetim” boyutuna evrilmiştir. Bu kuşak için toplumsal katkı, sadece bireysel bir yardım değil, sistemsel bir iyileştirme çabasıdır. Dernekleşme, sendikal faaliyetler ve rasyonel sorgulama (yardımın şeffaflığı, yasal onayı vb.) ön plana çıkmaktadır. Bu dönemde vicdan, bireysellikten çıkarak “toplumsal bir duruş” ve “hak arama” pratiğine dönüşmüştür.
1990 yılında digital dünyaya doğan torun için toplumsal katkı, “dijital farkındalık” ve “yeni nesil aktivizm” üzerinden tanımlanmaktadır. Günümüz gencinin “dijital vicdanı”, bir sorunu görünür kılmayı o sorunu çözmekle eş değer tutan bir algoritmaya sahiptir. Bu model, “Slactivism” (tembel aktivizm) riski taşısa da, bilginin hızla yayılmasını ve kitlesel fonlamanın demokratikleşmesini sağlamaktadır. Burada iyilik, anonimlikten çıkıp sosyal bir temsil ve kolektif bir dijital kimlik inşa süreci hâline gelmiştir.
Kuşaklar Arası Vicdan Analizi Tablosu
| Özellik | 1950 Doğumlu (Dede) | 1970 Doğumlu (Baba) | 1990 Doğumlu (Torun) |
| Vicdanın Tanımı | Mahremiyet ve Görev: “Sağ elin verdiğini sol el görmemeli.” | İdeoloji ve Tartışma: “Dünya görüşüm benim vicdanımdır.” | Dijital Temsil: “Paylaşmıyorsam, duyarsızım demektir.” |
| Eylem Biçimi | Fiziksel Yardım: Komşuya yemek götürmek, cami/dernek işlerinde çalışmak | Entelektüel Duruş: Gazete okumak, protesto yürüyüşüne gitmek, sendikalaşmak. | Tık Aktivizmi: Story paylaşmak, hashtag açmak, online imza vermek. |
| Tatmin Noktası | Birinin duasını almak veya işin bittiğini görmek. | Benzer düşünenlerle bir araya gelip “sistemi” eleştirmek. | Paylaşımın etkileşim (beğeni/izlenme) alması ve onaylanmak. |
Çözüm: Bütüncül Bir Sosyal Sorumluluk Modeli
İyilik, yöntemi ne olursa olsun, özünde insan onurunu koruyan ve toplumsal bağları güçlendiren evrensel bir değer olmaya devam etmektedir. Toplumsal ilerleme; sessiz kuşağın etik derinliği, X kuşağının sorgulayıcı disiplini ve yeni neslin dijital yayılım gücünün sentezlenmesine bağlıdır.
Anahtar kelimeler: Toplumsal Katkı, Dijital Vicdan
Kaynaklar:
1) Özcan, N. Dijital Etik Üzerine Nitel Bir Araştırma. Gençlik Araştırmaları Dergisi. 2021;9(25): 89-108. https://doi.org/10.52528/genclikarastirmalari.1004342.
2) Turan, T (2024). Dijital Vicdan: Yapay Zeka Çağında Etik. Yaz yayınları, Afyonkarahisar E_ISBN 978-625-6171-12-https://www.researchgate.net/publication/385972311_Dijital_Vicdan_Yapay_Zeka_Caginda_Etik.






