Köşe Yazıları

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

SDPlatform yazarı olan Altındiş, 1966 yılında Konya’da doğdu. Selçuk Üniversitesi  (SÜ) Tıp Fakültesi’nden 1989’da mezun oldu. Aynı fakültenin Mikrobiyoloji Anabilim Dalında doktora eğitimini tamamladı. 1999 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi  (AKÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalına kurucu öğretim üyesi olarak atandı. 2002 yılında Viroloji Bilim Doktoru, 2005 yılında Klinik Mikrobiyoloji Doçenti oldu. Erasmus kapsamında Macaristan ve Avusturya’da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Bir yıl kadar görevli bulunduğu İngiltere NHS Leeds Teaching Hospitals’de laboratuvar kalite sistemlerini inceledi, moleküler viroloji referans laboratuvarında çalıştı. Mayıs 2011’de AKU Tıp Fakültesinde profesörlük kadrosuna atanan Dr. Altındiş, Haziran 2013 tarihinden itibaren Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Başkanlığı görevine atanmış olup halen Eurorotanet Projesi Türkiye Koordinatörlüğü yanı sıra 2 ayrı TUBİTAK projesini de yürütmektedir.

Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Ciddi bir global tehdit: Zika virüsü

Zika virüsü ateşine neden olan ve Aedes türü sivrisineklerle bulaşan Zika virüsü ilk olarak Nisan 1947 yılında Uganda’da belirlenmiştir. Önceleri tropikal Afrika ve Güneydoğu Asya’nın bazı bölgelerinde viral sirkülasyona ve birkaç salgına rastlanmışken 2007’den beri Pasifik adalarının bazılarında salgınlar bildirilmiştir. Son zamanlarda ise pek çok farklı bölgeden Zika virüsü hastalığına yönelik salgınların ve bildirimlerin artması, Guillain-Barre sendromu ve mikrosefalili (beyni gelişmemiş) bebek doğumları ile ilişkilendirilmesi dikkatleri Zika virüsü üzerine çekmiştir. Yerel bulaşların görülmesi sivrisineklerin yanı sıra cinsel yolla da bulaştığının bildirilmesi sonucunda ilerleyen dönemler için global bir tehdit olarak ortaya çıkmıştır (1,2).

İlk kez Nisan 1947 yılında Uganda’nın Zika Ormanında maymunlarda saptanan Zika virüsü 1948 yılında aynı bölgedeki sivrisineklerinden izole edilmiştir. Virüs insanda ilk kez 1952 yılında Nijerya’da tespit edilmiş, sonrasında 2007 yılına kadar Afrika’nın tropikal bölgeleri ve Güneydoğu Asya’da bazı salgınlara neden olmuştur. Virüsün ana rezervuarını maymunlar ve insanlar oluşturmaktadır. 2007 yılında Pasifik’teki Yap Adasında meydana gelen salgında Zika virüsü, Afrika ve Asya dışında ilk kez bildirilmiştir. Bugüne kadar Afrika, Güneydoğu Asya, Pasifik Adaları ve Amerika’da salgınlar yapan Zika virüsünün asıl yayılması dengue, chikungunya ve yellow fever yayılımında da rol oynayan ve çok küçük su birikintilerinde dahi beslenebilen Aedes cinsi sivrisineklerle olmaktadır. Sivrisinek virüsü enfekte kişilerin kanından alarak bir sonraki ısırmada tükürükleri ile yeni kişiye bulaştırırlar. Zika virüsü son dönemde Orta ve Güney Amerika’da büyük endişeye neden olmuştur. Temmuz 2015 sonrası riskli bölgelere seyahatleri sonrası Avrupa’da 19 ülkede 1918 Zika virüsü enfeksiyonu bildirilmiştir (2-4).

Asıl bulaş yolu enfekte sivrisinekler olmakla birlikte doğuma yakın dönemde enfekte olmuş annelerden bebeklere perinatal bulaşlar, cinsel yolla bulaş ve kan nakli ile bulaşlar da bildirilmiştir. Enfekte anne sütünde de virüs gösterilmiş olmakla birlikte emzirme ile bebeğe bulaş henüz bildirilmemiştir. CDC hamile kadınların Zika yayılımının olduğu bölgelerden yakın zamanda dönmüş olan erkeklerin semenleri ile temas etmemelerini önermiştir. Bu bölgelerden dönen erkeklerin ise kondom kullanımını dikkate almaları önerilmektedir. Yetkililer bunun ne kadar süreceğini tam olarak açıklayamamakla birlikte en az 6 ay süresince kondom kullanımını tavsiye etmişlerdir (1, 5, 6).

Günümüzde Avrupa’da Zika virüsü bulaşına ait ciddi bir veri yoktur ve nadiren önemli vaka görülmektedir. Bununla birlikte Zika virüsü Aedes cinsi sivrisineklerin bulunduğu yeni bölgelerde yayılma potansiyeli taşıdığından salgınlar yeni ülkelerde de görülecektir. Bu nedenle yeni ortaya çıkan ve bundan sonra da adından söz ettirecek bir enfeksiyon etkeni olarak nitelenmektedir. Zika virüsü 2015 Mayıs ayında Brezilya’da, Aralık ayında da Porto Riko’da (Güney Amerika) ilk kez bildirilmiş ve 1 Şubat 2016’da DSÖ Zika virüsünü uluslararası boyutta ortaya çıkan bir halk sağlığı acili olarak açıklamıştır. 2015 yılı öncesinde Zika virüsü salgınları Afrika’da, Güneydoğu Asya’da ve Pasifik adalarında görülmüş olmakla birlikte; günümüzde ise birçok ülkede salgınlar meydana gelmektedir. Az sayıda kişinin bu etkene karşı immünite geliştirmiş olması nedeniyle etken hızla yayılmıştır ve virüsün zaman içeresinde nasıl ve nerede yayılacağını belirlemek güç olacaktır (2, 3, 7).

Virüs alındıktan sonra kuluçka süresinin birkaç gün ile bir hafta arasında değişmektedir. Zika virüsü hastalığı genellikle sivrisineğin kişiyi ısırmasından birkaç gün sonra başlayan ve 1 haftaya kadar devam eden klinik belirtilerle giden hafif seyirli bir hastalıktır. Hastalığın en belirgin semptomları; ateş, baş ağrısı, konjuktivit (gözlerde kızarıklık), döküntü, kas ve eklem ağrıları şeklindedir. Bunların yanı sıra iştahsızlık, baş dönmesi, ishal, kabızlık, karın ağrısı gibi belirtiler de görülmektedir. İnsanlar genellikle hastaneye başvuracak kadar hastalanmazlar ve hastalık genellikle hafif seyreder ve ardından birkaç gün içinde kendi kendine düzelir. Bu nedenle birçok insan enfekte olduğunu anlamayabilir. Zika virüs ile enfekte kişilerin 5’te 1’inde hastalık gelişir. Enfeksiyonun bir kez geçirilmesi kişiyi sonraki enfeksiyonlara karşı korur. Ancak son dönemlerde Guillan Barre hastalığı ile ve gebelerde geçirildiğinde bebekte mikrosefali ve diğer bazı doğumsal anomalilere yol açabiliyor olması dikkatleri üzerine toplamıştır. Brezilya’da 2015 yılı içerisinde 2400 mikrosefili vakası belirlenmiş olup bu sayı 2014 yılında 150 olarak tespit edilmiştir. Bu sıra dışı artışın Zika virüsü ile ilişkisi araştırılmış ve yapılan yenidoğan otopsilerinde Zika virüsü tespit edilmiştir (1, 2, 5, 7).

İlk tanı hastanın klinik özellikleri, seyahatin yer ve zamanı ve aktivitelere dayanır. Zika virüsü enfekte bir kişinin kanında yaklaşık 1 hafta kadar bulunur fakat bazı kişilerde daha uzun süre bulunmaya devam edebilir. Şüpheli olgulardan alınan kan örneklerinde serolojik ve moleküler test çalışılmaları ile tanı konmaktadır. Laboratuvar tanısında dengue ve yellow fever ile yakın akrabalığından dolayı, antikor testleri ile bu virüslerle çapraz reaksiyon oluşturabilir. Bununla birlikte plazma veya serum örneğinde virüsün saptanması genellikle başarılıdır. Zika’nın saptanması için enfeksiyonun ilk haftasında bir kan veya doku örneği gelişmiş bir laboratuvara gönderilerek moleküler testler uygulanmaktadır (1, 3, 8).

Günümüzde Zika virüsüne karşı koruyucu olan herhangi bir aşı ya da hastalığı önleyici bir tedavi bulunmamaktadır. Belirtilere yönelik tedavi uygulanmakta, yatak istirahati, dehidratasyonu önlemek için bol sıvı alımı, ateş ve ağrı kontrolü için asetaminofen gibi ilaçların kullanımı önerilmektedir. Aspirin ve diğer NSAİİ’lar kullanılmaz. Ciddi hastalıklarda veya komplikasyonlar geliştiğinde hastane bakımı gereklidir (3, 5).

Virüsün kanda bulunduğu enfeksiyonun ilk haftası boyunca sivrisineğin ısırması sonucu enfekte kişiden sivrisineğe bulaş olur. Enfekte sivrisinek virüsü diğer bireylere yayar. Bu nedenle Zika ile enfekte kişilerin hastalığın ilk haftası süresince sivrisineklerle ısırılması önlenmelidir. Yetkililer (CDC) özellikle hamile kadınları, salgının görüldüğü ülkelere seyahat etmemeleri konusunda uyarmıştır. Zika’nın bildirildiği bölgelere seyahat sonrası 2 hafta içerisinde ateş, döküntü, eklem ağrısı veya kırmızı göz şikâyetleri olan gebelerin doktorlarına başvurmaları önerilmektedir. Bu bölgelerde bulunan hamile kadınlar enfeksiyon için test yaptırmalıdırlar. Riskli bölgelere seyahat edenler sinek ısırıklarına karşı önlem alarak kendilerini bu hastalığa karşı koruyabilirler. Bu amaçla Zika virüsünün veya diğer virüslerin sivrisineklerle yayıldığı ülkelere seyahat eden kişilere korunaklı veya klimalı odalarda kalarak, cibinlik altında uyuyarak, vücudu kapatan uzun kollu giyişiler, pantolon, ayakkabı giyerek, sinek kovucular kullanarak sineklerden korunmaları önerilmektedir. Hastalığın önlenmesi için sivrisineklerin yaşayabildiği yerler olan buketler, çiçek saksıları, küçük su birikintilerinin olduğu yerler boşaltılmalı, temizlenmeli, kapatılmalı ve kaldırılmalıdır (7, 9).

Mevcut kanıtlar doğrultusunda, Dünya Sağlık Örgütü Zika virüsü hastalığı ile ilişkili olarak, herhangi bir seyahate veya ticarete kısıtlama getirmemiştir. Bazı ulusal hükümetler kendilerinin değerlendirdiği mevcut bulgu ve lokal risk faktörlerine dayanarak, bir tedbir olarak kendi halklarına, halk sağlığı ve seyahat uyarılarında bulunmuşlardır. Bu virüs için bulaştırıcı olan aedes cinsi sivrisinekler ülkemizde de bulunmakla birlikte bu sineklerde Zika virüsü varlığı tespit edilmemiş, ülkemizde vaka bildirimi olmamıştır. Salgın bulunan ülke ve bölgelere gebelerin seyahat etmemesi ve bu bölgelere seyahat etmiş tüm kişilerin seyahatleri sırasında sivrisinek temasına karşı duyarlı olması, enfekte olduğu belirlenmiş bireylerin ülkemizde sivrisineklerle temasının engellenmesi gibi önlemler, ülkemizde sivrisineklerin aktivite gösterdiği dönem olan özellikle yaz aylarında salgın meydana gelmesini engellemek açısından önemlidir (1, 2, 7, 10).

Kaynaklar

1) Ece G, Aslan FG, Altındiş M. Yeni bir global viral etken: Zika Virus. Sakarya Tıp Dergisi. 2016; 6(2): 42-49.
2) Demirhindi H, Aytaç N. Zika virus salgını. Türkiye Klinikleri J Public Health-Special Topics. 2015; 1(3):90-92.
3) Hennessey M, Fischer M, Staples JE. Zika Virus spreads to new areas-region of the Americas, May 2015- January 2016. American J Transplantation. 2016; 16: 1031-1034.
4) http://ecdc.europa.eu/en/healthtopics/zika_virus_infection/zika-outbreak/Pages/epidemiological-situation.aspx (Erişim tarihi: 15.10.2016)
5) Fiorentino DG, Montero FJ. The Zika Virus and pregnancy. Curr Obstet Gynecol Rep. 2016; 5: 234-238.
6) http://www.cdc.gov/zika/hc-providers/clinical-guidance/sexualtransmission.html (Erişim tarihi: 15.10.2016)
7) http://www.who.int/mediacentre/factsheets/zika/en/ (Erişim tarihi: 15.10.2016)
8) http://www.who.int/features/qa/zika/en/ (Erişim tarihi: 15.10.2016)
9) http://www.cdc.gov/zika/ (Erişim tarihi: 15.10.2016)
10) http://ecdc.europa.eu/en/healthtopics/vectors/vector-maps/Pages/VBORNET_maps.aspx

Bu yazı 842 kez okundu

Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?