Köşe Yazıları

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

SDPlatform yazarı olan Altındiş, 1966 yılında Konya’da doğdu. Selçuk Üniversitesi  (SÜ) Tıp Fakültesi’nden 1989’da mezun oldu. Aynı fakültenin Mikrobiyoloji Anabilim Dalında doktora eğitimini tamamladı. 1999 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi  (AKÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalına kurucu öğretim üyesi olarak atandı. 2002 yılında Viroloji Bilim Doktoru, 2005 yılında Klinik Mikrobiyoloji Doçenti oldu. Erasmus kapsamında Macaristan ve Avusturya’da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Bir yıl kadar görevli bulunduğu İngiltere NHS Leeds Teaching Hospitals’de laboratuvar kalite sistemlerini inceledi, moleküler viroloji referans laboratuvarında çalıştı. Mayıs 2011’de AKU Tıp Fakültesinde profesörlük kadrosuna atanan Dr. Altındiş, Haziran 2013 tarihinden itibaren Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Başkanlığı görevine atanmış olup halen Eurorotanet Projesi Türkiye Koordinatörlüğü yanı sıra 2 ayrı TUBİTAK projesini de yürütmektedir.

Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Mevsimsel gribin adı: H1N1

Son dönemde basında domuz gribi olarak bilinen influenza A H1N1 vakaları ve buna bağlı ölüm haberleri panik yaratmaktadır. Bu kış görülen influenza A H1N1 vaka sayısı tüm kuzey yarımkürede -mevsimsel grip nedeni olarak bilinen- influenza A H3N2’den daha fazladır ama hastalandırma ve ölüm oranı geçtiğimiz sezonlardan daha fazla değildir. H1N1’den ölüm vakaları ise daha çok astım, KOAH, diyabet gibi kronik hastalığı olanlarda görülmektedir. Ayrıca influenza B bu dönemde tüm kuzey yarımkürede olduğu gibi ülkemizde de fazla gözlenmektedir. H1N1’in basın tarafından sürekli gündemde tutulması, hastalıktan korunma, bilinçlenme ve kişisel hijyene yönelme açısından belki yararlı ama panik havası oluşturma duyarlılığı azaltma açısından da olumsuz olabilir.

Virüs nasıl hastalık yapar?

İnsanlarda yaygın solunumsal enfeksiyon etkeni olan influenza A virüsü (İAV) her sene sonbahar/kış sezonunda enfeksiyonlara neden olmaktadır. Hastalıktan ölüm oranı düşük olan bu virüs her yıl popülasyonunun yüzde 5-10’unda enfeksiyon yapmakta, özellikle 5 yaş altı çocukları ve 65 yaş üzeri erişkinleri daha çok etkilemektedir.
İnfluenza virüslerinin A, B ve C olmak üzere üç tipi vardır. İnfluenza A virüsünün enfeksiyon yaptığı konak yelpazesi çok geniştir. İnsanların dışında, kuşları, domuzları, atları, balinaları ve diğer hayvanları enfekte edebilir. Yaban kuşları bu virüslerin doğal konağıdır. Farklı yapıdaki influenza A virüsleri aynı anda aynı konağı enfekte ettiklerinde(örneğin domuzda), bu konak hücresi hamur teknesi görevi görür ve virüsün farklı alt türleri birbirleri ile karışarak yeni türümsü virüsler oluşturabilirler. Oluşan yeni virüs insan vücuduna tamamen yabancı olduğundan dünya genelinde salgınlara neden olabilmekte, ekonomik kayıplar oluşturabilmektedir. Uzak bölgelere ulaşımın hızlanması, seyahat seçeneklerinin ve seyahat eden kişi sayısının artması gibi nedenlerle salgınların yayılma süreleri kısalmış olup artık hiç bir salgın lokal kalamamaktadır. Toplu taşıma ve yaşam alanları (hastane, okul, kreş, bakımevi gibi) yanı sıra buralarda çalışanlar da viral yayılımda risk oluşturmaktadır. Şu anda eş zamanlı tüm Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da benzer H1N1 enfeksiyon fazlalığı gözlenmektedir.

Ateş en önemli belirti

Başka nedenlerle açıklanamayan 38 C ve üzeri ateş ile birlikte; boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı, kas ağrısı, halsizlik-yorgunluk, öksürük, burun akıntısı, solunum güçlüğü, kusma, ishal bulgularından en az birinin varlığında influenza A H1N1’den şüphelenilmelidir.

Bulaşmada yakın temas önemli

Kişiden kişiye öksürme, aksırma ile ortaya çıkan hava damlacıkları ya da kontamine yüzeylerle temas sonrası bulaşan bu virüse karşı korunmada sık el yıkama, enfekte bireylerle ve kontamine eşyalarla temas edilmemesi, öksürürken ağzı kapama, yakın temastan kaçınma gibi koruyucu önlemler uygulanmalıdır.

Kimler daha ciddi risk altındadır?

Başta hamileler olmak üzere, 5 yaş altı çocuklar (özellikle 2 yaş altındakiler) ve ileri yaşlı yetişkinler, astım, kronik akciğer hastalığı, karaciğer hastalıkları, kalp hastalığı, nörolojik hastalığı, böbrek hastalıkları, immün yetmezlik, metabolik hastalıkları, 19 yaş altı uzun dönem aspirin tedavisi alanlar gibi kronik hastalıkları olanlar yüksek riskli grubu oluşturmaktadır.

Aşı zamanı geçti mi?

Gripten korunmada en iyi yol bağışıklamadır (aşılanma). Hastalığı geçirerek oluşan bağışıklık durumunda diğer grip virüslerine karşı çapraz antikor yanıtı koruyucu olabilir. Her yıl sürveyans çalışmaları ile DSÖ tarafından belirlenen ve son döneme ait dolaşımdaki influenza suşlarından oluşan aşı da yüzde 60-90 oranında enfeksiyona karşı koruyucudur. Her sene değişmekle beraber grip aktivitesi aralık ve ocak aylarında üst seviyelere çıkmakta ve mayıs ayına kadar devam edebilmektedir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz günlerin grip aşısı için halen uygun bir dönem olduğu ve riskli bireylerin grip aşısı yaptırması gerektiği önerilmektedir.

Kimler grip aşısı olmalıdır?

- 6 ay-5 yaş arasındaki çocuklar,
- 65 yaş üstü kişiler,
- Kronik hastalığı olan (Kronik bronşit, kalp hastalığı, şeker hastalığı vb.) tüm yaş gruplarındaki kişiler,
- Gebeler (gebeliğin her döneminde yapılabilir),
- Aşırı şişmanlar,
- Hastalara sağlık hizmeti veren sağlık çalışanları
- Yüksek riskli kişilerle yaşayanlar (Örn: Sağlık çalışanlarıyla, 6 aydan küçük bebekle, kronik hastalığı olanlarla yaşayanlar).

2015/2016 aşı içeriği

Aşı içinde üç faklı virüs bulunmaktadır. Aşı domuz gribi diye anılan H1N1’i de kapsamaktadır.
A/California/7/2009 (H1N1)pdm09-like virüs
A/Switzerland/9715293/2013 (H3N2)
B/Phuket/3073/2013-like virus

Domuz gribi nedir?

2009 yılı başında Meksika’da bir domuz çiftliğinde ortaya çıkarak tüm dünyaya hızla yayılan influenza A H1N1 tipi virüstür. Virüsün insandan insana yayılması çok hızlı olmaktadır. 2009-2010 sezonunda pandemi yapmış, daha sonraki yıllarda mevsimsel grip etkenleri arasına girmiştir. Bu nedenle mevsimsel grip aşısı içeriğinde de 2009 yılından beri bulunmaktadır.

Nasıl korunalım?

Hava yoluyla bulaşan solunum yolu hastalıklarını önlemek son derece zordur. Grip olduğu bilinen kişilerden uzak durulmalı veya koruyucu maske ile yaklaşılmalıdır. Ortam sık sık havalandırılmalı ve yüzeyler temiz tutulmalıdır. Hasta olan kişiler hapşırma sırasında el yerine kolla veya mendille ağızlarını kapatmalı, solunum sekresyonlarının (tükürük, salya, sümük, balgam vb.) ellerle yayılımını önlemelidirler. Eller sık sık yıkanmalı, başkasına ait tabak, çanak, çatal, kaşık, havlu gibi özel eşyalar ortak kullanılmamalıdır.

Tedavisi nasıldır, kimlere?

İnfluenza virüsüne direkt etkili dört antiviral ilaç (Amantadin, Rimantadin, Zanamivir, Oseltamivir) bulunmaktadır. Zanamivir ve oseltamivir grip tedavisinde daha fazla tercih edilmektedir. Şikâyetler başladıktan sonraki ilk 24 saat içinde kullanılırsa etkili olabilmektedir. Bu ilaçların kullanılmasının yanında; ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar, burun akıntısını ve tıkanıklığını giderici ilaçların kullanılması, yatak istirahati, bol sıvı alınması, hasta odasının sık sık havalandırılması grip tedavisinin temel taşlarıdır. Eller sık sık yıkanmalıdır. Zatürre gelişen olgular hastanede yatarak tedavi edilmelidir.

Ülkemizde son durum nedir?

Sağlık Bakanlığı son yaptığı açıklamada(13 Ocak 2016);
Grip hastalığının bu kış sezonunda Aralık ayı sonunda görülmeye başlandığını, hastalık belirtileri taşıyan 2905 kişiden alınan örneklerden 1261’inde solunum yolu hastalığına neden olabilen bir virüs tespit edildiğini bildirmiştir. Bunların 595’inde rhino, RSV gibi farklı solunum yolu etkenleri, 463’ünde influenza A H1N1, 134’ünde influenza A H3N2 ve 38’inde influenza B virüsü saptandığı belirtilmiştir. Şimdiye kadarki viral solunum yolu hastalıklarının yüzde 16’sının influenza A H1N1, yüzde 24’ünün diğer solunum yolu virüslerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yapılan genetik analizlerde influenza A H1N1 virüsünün daha önceki sezonlarda dolaşımda var olan virüsler ile aynı olduğu, mevcut aşının ve ilacın virüse karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. Mevcut veriler geçtiğimiz yıllardaki grip sezonu verileri ile karşılaştırıldığında, paniğe sebep olacak farklı bir durum olmadığı gribin olağan seyri içerisinde olduğu görülmektedir.

Kaynaklar

Neumann G, Kawaoka Y. Transmission of İnfluenza A. Virology. 2015 March; 234-46.
http://www.cdc.gov/flu/protect/whoshouldvax.htm#flu-shot
http://www.saglik.gov.tr/TR/belge/1-44669/grip-bilimsel-danisma-kurulundan-grip-ile-ilgili-basin-.html

 
 
 
 
 
Bu yazı 1592 kez okundu

Etiketler



Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?