Alıntı Yazılar

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

TiM Tüm İletişim Merkezi Başkanı

Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Sperm yönetmeliği çocuğun özgürlüğünü koruyor

Belki çok kişiyi ilgilendiren bir konu değil ama yankıları ile çok kişiyi ilgilendirir hale geldiği için yazmakta fayda gördüm. Geçtiğimiz günlerde uygulamaya giren ve üç yıl hapis cezasına kapı açan bir yönetmelikle, yurtdışındaki sperm bankalarını kullanarak hamile kalanlara, sperm verenlere ve oraya yönlendiren doktorlara 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılacak. Resmi Gazete’de 6 Mart’ta yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri  Yönetmeliği’ne göre Sağlık Bakanlığı, bu yönetmeliğin takipçisi olacak. Yani Sağlık Bakanlığı dava açarsa, o kişiler bu hükümle yargılanacak. Bu eylem gerçekleşmişse cezası, üç yıl hapis olabilecek. Amaç, soyumuzu korumak !
 
Çocuk yapma özgürlüğü ortadan kalkıyor mu ?
 
İlk bakışta çoğumuz, kişinin istediği kişiyle veya istediği şekilde çocuk yapmasına kim karışabilir ki, diye düşünüyoruz ve aklımıza hemen böyle bir özgürlüğün sınırlanamayacağı geliyor. Nitekim, yurt dışından sperm alıp çocuk doğurmasıyla Türkiye’de ilk bilinen olan Leyla Bilginel isimli hanım da, “Böyle saçma bir şey duymadım. Son derece mantık dışı. Bu yönetmelik, Türk soyunu koruma amacıyla yapılıyorsa eğer, o zaman Türklerin yabancılarla evlenmesine de yasak koysunlar. Böyle şeylerle soyumuz korunmaz.” demiş.
 
Benzeri şekilde çocuk doğuran Güner Özkul isimli hanım ise, “Bu konuda görüş vermek istemiyorum. Alnıma sürülmüş kara leke gibi, bu konuda sürekli benim adım gündeme getiriliyor. Ben yaptığım zaman yasak değildi, yaptım. Şimdi olsa yasaları çiğnememek için yapmazdım.” diyor.
 
Biri toplumdan aldığı olumsuz tepkiden şikayetçi, diğeri ise daha sert bir şekilde bu uygulamayıTürklerin yabancılarla evlenmesinin yasaklanması ile özdeşleştiriyor.
 
Dedik ya, bu yönetmelik çok kişiyi ilgilendirmese de medyada yer alınca çok daha fazla kişinin tepkisine neden oldu. Böyle yasaklamalarla insanların çocuk yapacağı kişiyi seçmesinin engellenemeyeceğini, tarihimize baktığımızda devşirme kültürümüz olduğunu, hatta birçok padişahın annesinin yabancı olduğunu söyleyenler de var, arındırıcı yaklaşımın Türk kültüründe yeri olamayacağını söyleyenler de…
 
Bu yasak ne anlama geliyor ?
 
Türk Ceza Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin bu yönetmeliği anlamak için dönüp oraya bakarsak, TCK’nın “Aile Düzenine Karşı Suçlar” başlığı ile yer alan sekizinci bölümdeki 231.maddeden kaynaklandığını görüyoruz. Bu madde, “Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” diyor. Yani, annenin kimden ve nasıl çocuk yaptığıyla ilgilenmiyor ama çocuğun soyu meçhul kalamaz, kalmamalı, diyor. Annenin istediğini yapmak özgürlüğü gibi, çocuğun da soyunu bilmek özgürlüğü var. O çocuk büyüyüp evleneceği zaman onunla evlenecek kişinin, onun soyunu bilmek özgürlüğü var. O çocuğun çocuklarının da, babalarının soyunu bilmek özgürlüğü var. O çocuğun ileri yıllarda ortaya çıkabilecek babasının talep edebileceği haklar, o çocuğun veraset hakları var. Babası bilinmeyen, saklanan, meçhul veya gizli tutulan bir çocuğun devletten talep edeceği bu hakların korunması da kullandırılması da mümkün olmayacaktır.
 
Çocuğun Medeni Kanun’dan kaynaklanan bazı haklarına bakalım;
 
MADDE 282.- …Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur….
MADDE 301.- Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.
MADDE 327.- Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.
Çok fazla sıralamaya gerek yok, sadece bu konulardaki haklarını talep etmesi halinde bile, bu hakların kullandırılması mümkün olmayacaktır.
 
Yani ne oluyormuş, babası meçhul, soyu bilinmeyen çocuğun yasal haklarını kullanabilmesi mümkün olamıyormuş. İstediği kişiden istediği şekilde çocuk yapma özgürlüğünü kullanan annenin bu özgürlüğü, çocuğun yasal hak ve özgürlüklerini elinden almamalı. Bir özgürlük, diğerinin özgürlük sınırına kadar özgürdür.
 
Batıda da yasak var
 
Türkiye’de yumurta ve sperm nakli zaten yasak. Şimdi bunun uzantısı olarak yurt dışından sperm alarak doğuran kişiler de yukarıda yazdığımız nedenlerle takibe alınıyor. Dolayısı ile buna aracılık eden, tavsiye eden, özendirenler de suç işlemiş oluyorlar. Peki bizde yasak da başka yerlerde serbest mi, değil. Birçok batı ülkesinde de, yabancı erkekten alınan spermle hamile kalmak yasak.
 
Kim, kimin soyunu koruyor ?
 
Hal böyleyken, “Türk soyunu korumak için yapıyorlar.” demenin alemi yok. Kafası ırkçılığa çalışanların aklına hemen böyle şeyler geliyor da işin aslı öyle değil işte. Yasalar, ailenin soyunu bilmek, takip edebilmek istiyor. Yeri geldiğinde hakkınızı koruyabilmek için. “Özgürlükler kısıtlanıyor” diyenlerin de bazı şeylere karşı çıkmadan önce bir anlayıp, değerlendirmeleri gerekiyor. Annenin özgürlüğü özgürlük de, çocuğun özgürlüğü özgürlük değil mi?
 
Peki ya hapis cezası ?
 
Bu eylemin hapisle cezalandırılması tartışılır tabii. Bence biraz ağır bir ceza gibi görünüyor. Caydırıcı olması istendiği düşüncesi ile belki hak verilebilir ama zaten olan olmuşsa, hapsin ne faydası olacak. Kaldı ki, uygulamada da bir sürü sorun var. Kimse kendini ihbar etmeyeceğine göre, kimin yaptığını bilmek kolay değil. Bu uygulamanın sperm alanlardan çok, yönetmeliği ihlal eden sağlık kuruluşlarına yönelik olduğunu düşünüyorum. Onların başı epey ağrıyacak.
 
Uygulanmayan cezalar!
 
Yurt dışından sperm almayı yasaklayan bu yönetmeliğin TCK’nın 231.maddesine ilişkin olduğunu söylemişken, “Aile Düzenine Karşı Suçlar” başlığı altındaki bu maddenin önünde ve ardında yer alan diğer maddelere de şöyle bir bakarsak, çevremizde gördüğümüz, suç olup da cezasız kalan daha nelerin olduğunu görebilirsiniz;
 
“Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.”
“Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.”
“Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
“Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
“Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Bu yazı 4635 kez okundu

Etiketler



Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?