Gündem

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

Neden aşı üret(e)miyoruz?

Domuz gribi tartışmalarından geriye, “Neden kendi aşımızı üretemiyoruz?” sorusu kaldı. SD Platform, konunun uzmanlarına mikrofon uzattı. Görünen o ki mesele sanıldığı kadar basit değil.


SD Platform özel
ÖMER ÇAKKAL

Kışın geride kalması ile birlikte domuz gribi tartışmalarına ara verildi. Tartışmalı süreçten geriye “Türkiye neden aşısını kendi üretemiyor” sorusu kaldı. Geçtiğimiz günlerde haber merkezlerine düşen bir açıklama, SD Platform olarak konuyla ilgili özel bir dosya hazırlamamıza vesile oldu.

Türk Tabipler Birliği (TTB) Pandemik İnfluenza A H1N1 Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Türkiye’nin aşı üretebilecek bilimsel birikime ve finans kaynaklarına sahip olduğunu, ülkemizde aşı üretilmemesinin önündeki tek engelin siyasi irade olduğunu ileri sürdü.

Tanık şunları kaydetti: “Bugün biliyoruz ki dünyada 5-6 dolar dozuna para ödeyebilecek bir nüfus hastalanmış olsa sıtmanın aşısı üretilebilecek. AIDS'in aşısının üretilmemesi, ama antiviral ilaçların AIDS'e yönelik olarak üretilmesi tümüyle piyasa dinamiklerinin belirlediği bir şey. Çünkü HIV pozitif olan hastaların ilaç satın alabildiği kesim kuzey yarım kürede. Zengin insanlar ilaç satın alabilecekleri için antiviral ilaçlar üretilebiliyor ama korunmayla ilgili riskin çok yüksek olduğu güney yarım küre için böyle bir aşı söz konusu değil.'' 
    
TÜBİTAK ve ODTܒyü adres gösterdi

Türkiye'de kamu güvencesinde aşı ve ilaç üretiminin ne kadar önemli olduğunun bu gerçeklikle birlikte anımsanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tanık, şöyle konuştu: ''Bu ülke tüm bakteri aşılarını üreten bir aşı merkezine sahipti. Biz artık aşı üretmiyoruz. Bu ülke, TÜBİTAK'ın ve ya Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin genetik mühendisliği bölümünde ya da pek çok üniversitede aşı araştırmaları yapabilecek potansiyele sahip. Buna ilişkin bir yatırımın yapılmaması, her zaman bizi piyasanın elinde oyuncak olacak bir konuma itelemektedir.'' 
    

RSMH BAŞKANI: ÜRETİME BAŞLAMAK İÇİN 250 MİLYONLUK PAZAR GEREKLİ

SD Platform, Prof. Tanık’ın bu sözlerini konunun uzmanlarına sordu. Aşı tartışmalarında akla ilk gelen adres olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nin Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, ezbere yapılan tartışmalarda atlanan bir konuya değindi. Ertek’e göre aşı üretmek kadar zor olan başka bir konu da ürettiğiniz aşıyı pazarlayabilmek. Ertek’in görüşleri şu şekilde:

“Aşı üretiminin stratejik olduğu iddiası tartışmalıdır. Her ülke için stratejik ürün türü farklı olabilir. Bütünleşme yolunda önemli mesafe kaydeden dünyamızda bir ürünün ekonomik değeri ve ülke için milli gelire katkısı o ürünü stratejik hale getirir. Bu anlamda ülkelerin ekonomik gücü olduğu sürece herhangi bir ürünün temininde risk asgaridir. Ülkemizde daha önce aşı üretiliyor olması ile gelecekte aşı üretimi yapılabilmesi arasında teknoloji ve kapasite açısından bir bağlantı yoktur. Günümüzde çok farklı yöntemler ve standartlar kullanılarak aşılar üretilmektedir. Yaklaşık 250 milyonluk bir pazar olması durumunda aşı üretiminin maliyet etkin olduğu hesaplanmaktadır. Finansman sağlanması durumunda aşı üretimi ülkemizde yapılabilir. Aşının üretilmesinden çok idamesi, sürdürülebilirliği ve gelişen teknolojiye ayak uydurulması önemlidir.

YETERLİ BİLİMADAMI VAR İDDİASI DOĞRU DEĞİL
Ülkemizde 1998 yılına kadar aşı üretimi devam etmiştir. Aşı üretimi birçok ülkede kamu sektöründen özel sektöre geçmiştir. Ancak ülkemizde bu süreç gerçekleşmemiştir. Aşı üretimi için hammadde (balk) üretimi 50 yıl öncesine göre çok daha zordur. Çoklu aşılar ve farklı yöntemlerle elde edilen antijenler kullanılmaktadır. Dolayısıyla az sayıda yapılacak enjeksiyonlarla çok sayıda etkene karşı bağışıklama söz konusu olmaktadır. Şu anda genişletilmiş bağışıklama programındaki aşıların önemli bir bölümünün hammaddesinin geliştirilmesi noktasında yeterli bilimsel birikimin ülkemizde henüz olmadığı kanaatindeyim.

Aşı geliştirme çalışmaları için devlet desteği gereklidir. Çünkü ülkemizde aşı üreten ve ARGE çalışması yapan özel sektör bulunmamaktadır. Ayrıca üniversitelerimizin de bu alana yönelmesi yararlı olacaktır. Yeni bir aşının üretilmesi halinde etkinlik ve güvenlik çalışmaları Faz 1’de yapılması gereken primatlara uygulama dışında tüm aşamaları ülkemizde yapılabilir. Ülkemizde dolum ve paketleme işlemlerinin yapılabileceği bir tesis kurulmuştur 2011 yılı içinde bu tesislerde dolum ve ambalajlama işlemleri yapılacaktır. Bu süreç daha sonra balk üretimi için de bir teşvik sağlayacaktır.

Sonuç olarak; aşı üretimi konusunda Sağlık Bakanlığı özel sektörü teşvik edici ve destekleyici olmalıdır. Gerekirse başlangıçta uzun süreli alım garantisi verebilmek için kamu özel ortaklığı ile bir aşı üretim tesisi kurulabilir. Ancak maliyet hesabı iyi yapılmalıdır, aksi halde her yıl devletin ciddi boyutlarda subvansiyonuna ihtiyaç duyulabilir. Üniversitelerimiz aşı hammaddesi üretimi konusunda ciddi ARGE projeleri hazırlamalıdır. Aşı günümüzde sadece enfeksiyonlardan korunmaya yönelik değil tıbbın diğer alanlarında da kullanılmaktadır.”


PROF. BAKIR: AŞI ÜRETEBİLMEMİZ HEM PAHALI, HEM GERÇEKÇİ DEĞİL

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır’ın da konuyla ilgili görüşleri şöyle:

“1. Dünyada lider aşı üreticileri aynı zamanda lider satıcı firmalardır. Sattıkları sürece üretebilirler. Aşıyı sadece kendisi için üreten “devletler” Küba ve Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu ülkelerdeki lokal problem ve sadece o ülkede salgın yapan meningokok türüne karşı veya askerlerini korumak için antraks ve çiçek gibi aşılar ile ilgilidir. Küba, koruyucu sağlık hizmetleri konusunda diğer ülkelerden de öndedir. Diğer ülkelerden hiçbiri devlet olarak stratejik gördüğü aşıyı ülkesi için üretmemekte, satın almaktadır. Örneğin Avustralya ve Almanya aşı üretme teknolojisi bulunduğu halde aşıların hemen hemen hepsini satın almaktadır. Biz de aşıyı devletlerden değil çok uluslu firmalardan satın alıyoruz. Zaman içinde rekabete dayalı olarak kalite eşitliği olan aşılar içinden daha ucuzunu tercih edebiliyoruz. Yani aşı üretimi aşının satış ve pazarlaması ile birlikte düşünülebilir. Bununla birlikte çok uluslu firmaların ilgisini çekmeyecek bazı yerel salgınlar yapan hastalıklara karşı aşı üretme veya ürettirme politikaları devletin sağlık otoritelerince geliştirilir. Örneğin Yeni Zelanda’da son yıllarda gelişen B tipi meningokok menenjitin e karşı birçok uluslu firma özel bir aşı geliştirmiş ve bu aşı bu ülkede uygulanmıştır. Bizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı yerel salgınlar yapmaktadır. Aşı üretici firmalar bu aşıyı satamayacağı için aşı geliştirme programına yatırım yapmazlar. Sağlık Bakanlığı’nın buna çözüm bulması gerekir. Bu çözüm ise aşı geliştirme bilimsel altyapı ve insan kaynağı ile ilgilidir. Bu altyapı ülkemizde varsa bunu biz yaparız, yoksa daha büyük maliyetlerle aşı firmalarına ısmarlarız.

“HOBİ İCABI” AŞI ÜRETİMİ OLMAZ
2.  Aşı üreten firmaların başlangıçta hangi ülkeden çıktığına bakılırsa görülecektir ki bu ülkelerdeki araştırma kurumlarında çalışan bilim insanları belki bir asırlık süreçte yetişmiş ve aşı üretme altyapısı geliştirilmiştir. Osmanlı’nın son dönemlerinde 2. Abdülhamit’in katkısı ile ayakta kalabilen Pastör Enstitüsü Fransa’da idi. Bu kuruluş Fransızların bugünkü aşı üretimindeki bilimsel ve teknolojik birikimlerinin çekirdeğini oluşturmuştur. Aşı bilim insanlarının buluşudur ve böyle olmaya devam edecektir. Devlet aşı geliştirmez, bilim insanlarını ve ilaç sektörünü teşvik eder. Ülkemizde aşı hammaddesi geliştirecek bilgi birikimi mevcut değildir. Üniversitelerde zaten olmayan aşı araştırmaları bundan sonra da sağlık hizmetlerine yönelik performansa teşvik edilmekte olan öğretim üyelerinin ilgisini çekmez. Aşı geliştiren bilim insanlarının yaşadığı ülkelerde bilimsel araştırmalar kişilerin hobisi değildir, mesleğidir. Bu işi sadece onuru için değil hayatını kazanmak için de yaparlar. Ülkemizde ise bilimsel araştırma yapmayan “öğretim üyeleri” hayatlarını rutin sağlık hizmetini vermek suretiyle zaten kazanırlar ve herhangi bir risk veya yaptırımla da karşılaşmazlar. Üniversitelerde çalışan bilim insanları bizde de sözleşmeli çalışıp sözleşme süresi sonunda bilimsel, eğitsel ve hizmet yönlerinden performansa tabi tutulsa ve kazançlarını da bu yoldan sağlamış olsalardı hem daha fazla araştırma bursu almak için hem daha iyi hizmet vermek için hem de daha iyi eğitim vermek için birbiriyle rekabet içinde olacaklardı. Dolayısıyla bir ülkedeki bilim camiasının aşı geliştirecek bilgi ve teknik altyapıya ulaşması bir süreçtir, uzun sürer, bu sürecin önünü açacak politikalar hükümetlere kısa vadede prim yaptırmaz, ancak uzun vadede ülkenin geleceğini aydınlatır.


AŞIYI TİCARİ ATAŞE Mİ PAZARLAYACAK?

3. Aşı üreten firmaların aşılarını ülkemizde üretmelerini sağlayacak teşvikler bence ülkenin aşı geliştirme projesine katkıda bulunmaz. Yabancı otomobil markalarının Japonya yerine ülkemizdeki fabrikalarda üretilmesi istihdam açısından ülkemize yarar sağlamakla birlikte bilimsel ve teknik altyapısı ülkemizde olmadığı ve bizim insanımıza mal olmadığı sürece bize o markanın bir benzerini ortaya çıkarma yeteneği sağlamaz. Bizim firmalarımız da kendi bilimsel çabalarımızla geliştirdiğimiz markalara ait üretim merkezlerini ucuz iş gücü ve vergi indirimi olan ülkelerde kurabilirler.

4. Üretimde devletçi zihniyet tüm dünyada çökeli çok olmuş ancak bizde hala devletin üretim ve istihdamda lider olması gerektiğini düşünenler çoktur. Bu kişilere soruyorum: Diyelim ki Sağlık Bakanlığı, işbirliği yaptığı TÜBITAK veya bir üniversite, etkin ve güvenli bir aşı molekülü geliştirdi. Diyelim ki ülkemizde uzmanı bulunmayan aşı kalite kontrol uzmanlarınca kalite garantisi ve Dünya Sağlık Örgütü kalifikasyon onayını aldı. Bu aşının pazarlamasını bir yabancı ülkede ticaret ataşeniz mi yapacak? Pazarlama tekniklerini ve yöntemlerini çok iyi bilen ve uygulayan dev çokuluslu firmalarla rekabet edebilecek mi? 10 liraya satın almak varken rutin aşıları kendi devletimiz 100 liraya mal ettiğinde akıllı bir iş mi yapılmış olacak?

Bütün bu şartlara rağmen her Türk vatandaşı gibi ben de isterim ki kendi aşımızı üretelim ve başka ülkelerden satın almayalım. Bununla birlikte rasyonel olmak zorundayım. Aşı geliştirmede, birçok bilimsel ve teknik gelişmelerde olduğu gibi çağın çok gerisinde olduğumuzu kabullenmek zorundayız. Bence aşı geliştirmek ve bunu pazarlamak için başlama noktası bilim insanlarını ve bilimsel aktiviteleri teşvik, yerli ilaç sanayiinin bu konuda motive ve teşvik edilmesidir.

www.sdplatform.com

24 MART 2010 Bu haber 2934 kez okundu

Etiketler



Habere ait görsel bulunamamıştır.

Habere ait yorum bulunamamıştır. Yorum yazabilmek için üye girişi yapınız

Diğer Gündemler

TÜM HABERLER
  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?