Editörden

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

"Tam Gün"den önce bir nefeslik ara

Bu yaza sağlık açısından oldukça yoğun bir gündemle girdik. Ama doğanın, yani ‘yazın hükmü’ bizim insani gündemimizden daha güçlü. İster istemez her şey, yazın sıcağı, denizin veya ormanların serin, huzur verici hayali karşısında biraz gevşiyor, ertelemenin rahatlığına kendini bırakıyor. Bir süre için de olsa didinmekten, üzerinde yoğun bir biçimde çalışmaktan yorulduğumuz ilgi alanımıza, konumuza ara vermek ya da her gün aynı biçimde yapılması gereken işlerimize ara vermek, rutinin dışına çıkıvermek arzusu galebe çalıyor. Hasta muayene edilmesi gereken, bir toplantının ortasında olunması gereken, bitirilmesi gereken bir işin başında olunması gereken yani kısaca zorunlulukların kuşattığı bir saatte, alakasız bir işle meşgul olmak, hiçbir şey yapmayıp sadece tembel tembel keyif çatmak; özellikle yazın verdiği haleti ruhiye ile ne kadar da çekici.

İçimizden yazla beraber yükselen tüm bu duygulara, ara verme anlamı taşıyan ”tatil” sözcüğü tercüman oluyor.  Tatilin kardeşi “dinlenme” ise bu duyguların ifade edilmesinin yanı sıra, bir yenilenme, yeniden güç toplama, sıradanlaşan ve bazen bu nedenle bizim tarafımızdan görülemez hale gelen durumların yeniden görülebilir hale gelmesini sağlayacak bir yeniden değerlendirme olanağı yan anlamlarına sahip.  Ara vermek, yani tatil tamamen bırakmak olmadığından, hatta amaç daha kuvvetle devam etmek olduğundan, bu yan anlamlar kanımızca işin esasını gösteriyor. Bir geri çekilip, duruma yeniden bakmak, ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi muhasebe etmek. Bu aslında bir amaca ulaşmak, doğru olandan sapmamak için olmazsa olmaz bir zorunluluktur insan için. Dergimizin hedeflerinden birini de böyle ifade edebiliriz; süre gidene, hep yapıla yapıla artık olağanlaşana biraz ara verip, geriye çekilerek, bir nefes alarak yeniden bakmak.

Bu günlerde gündemimizin en fazla tartışılan ve tartışılmaya da devam edecek olan “sıcak” maddesi tam gün yasası bile meclise ve yaza uyup tatile çıktı. Biz de bu sayımızda, siz okuyucularımızı ağırlıklı olarak tartışma alanını tam gün yasasına ayırarak tatilin yanı sıra yukarıda saydığımız yan anlamlarıyla “dinlenme”ye uğurluyoruz. Konunun farklı tarafında bulunanları bir araya getirmeye çalışarak bir başlangıç yaptık. Bu konuyu tartışan yazılar arasında, biri böyle bir deneyimi bizzat yaşayan olmak üzere iki eski sağlık bakanının yazıları da var. Ama devamı bir sonraki sayımızda, yani yazdan sonra. Yine tüm dünya gündemini etkileyen domuz gribi ile ilgili bir uzman makalesi, organ nakli ile ilgili hukuksal sorunlara değinen, hasta haklarını geleneğimize atıf yapan bir bakışla değerlendiren, diğer bir sıcak gündem olan sigara yasağı ve diğer ilginç bulacağınızı ve düşüncelerin ortaya çıkmasını tetikleyici olacağını umduğumuz zengin içerikli bir sayı ile karşınızdayız.

Tabi her zaman olduğu gibi sizleri, görüşlerinizi, düşüncelerinizi,  önerilerinizi bu platformda dile getirmeye, Türkiye ile paylaşmaya çağırıyoruz. SD olarak, doğru olanı, ülkemiz için gerçekten işe yarayacak olanı, yaygın bir biçimde düşüncelerimizin ve vicdanlarımızın ışığı ile aydınlatamazsak bulamayacağımıza inanıyoruz. SD’nin bu 11. sayısını sizlere sunmanın kıvancı ile bizler de kısa bir yaz tatiline çıkıyoruz ancak SD’nin yolculuğu 12. sayıyla birlikte devam edecek. Bunun için editör arkadaşlarımız şimdiden çalışmaya başladılar bile. Dinlendirici, yenileyici, yeni gayretler ve bakışlar için fırsat ve zaman sağlayacak bir “tatil” dileği ile.

* Haziran-Temmuz-Ağustos 2009 tarihli Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi 11. sayıdan alıntılanmıştır.

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?