Editörden

  • Yazı Büyüklüğü A(-) A(+)
  • Paylaş

Yaşayanı sevmek…

Var olmanın dayanılmaz hafifliğini romanlara, hikmetini ise düşünürlere bıraksak da kendimizi bu fenomenin dışına atamayız. Yaşadığımız evrende insanın fiziksel olarak var oluşuna anlam veren, bu varlığının zıddı olan fiziksel yok oluşudur. Bu varlıkla yokluk arasındaki çizgide ölüm yok olmaksa, doğum varlığın başlangıcı, sağlık da var olmanın kanıtıdır. Hastalık hali ise iki uç arasında bocalayan bir sürece işaret eder.

Hastalıklı, acılarla bezenmiş bir ömrü tanımlarken, “bu yaşamaksa eğer” diye duygularımızı özetleriz. Hayat çizgisinde gerçek anlamda“var olmak”, yani “yaşanası bir ömür sürmek” ise ruhsal ve fiziksel olarak sağlıklı olmaktır.

Sevgi ve sağlık birbirini bütünleyen unsurlardır. Sevgiyi yaşatmak sağlıklı olmakla mümkündür. Yaşayanı sevmek ise ancak onun sağlıklı olması için çaba harcamakla, emek vermekle yani sağlık hizmeti ile vücut bulur. İşte sağlık düşüncesinin önemini, kapsamını bu bağlamda anlamak mümkündür.

Görülüyor ki, düşünmek, sağlıklı olmak ve sevmek var olmanın ön şartlarıdır. Bu var oluş ise düşünce ufkumuza, sağlık anlayışımıza ve sevgi gücümüze bağlı olarak biçim almakta, gelişme göstermektedir.

İlk yıllarını yaşamakta olduğumuz yüzyılımız, bilgi ve iletişim çağı gibi vasıfların yanında beklentiler çağı olarak da adlandırılıyor. Bilgi ve iletişim insanların geleceğe yönelik hayal kurabilme gücünü artırmaktadır. Bu gücün de ivmesiyle, yaşamak anlık bir olgu olmanın ötesinde geleceğe doğru daha kolay uzanabilen bir kimliğe bürünmektedir. Hayattan nasibini alan hemen herkesin gelecekle ilgili ciddi beklentileri var. Bunların bir kısmı karşılanabilir, bir kısmı ise karşılanamaz beklentiler. Modern kalite yönetim sistemlerinin vazgeçilmez bileşenlerinden biri olan “vizyon” da aslında, kurum veya kişilerin gelecekle ilgili beklentilerinin kısaltılmış, özetlenmiş bir şeklidir.
Politikalar, bu beklentileri karşıladığı ölçüde anlamlı oluyor, kabul görüyor ve yaygınlaşıyor. Aksi durumda ise eleştiriliyor, önem verilmiyor veya reddediliyor. Dergimiz SD, sağlık sisteminden beklentiler konusunda bir platform, bir aracı olma ve sağlık alanında yeni beklentiler oluşturma misyonunu sürdürecektir. Bu yolda elde edilecek olan fikir ve güç birliğinin sağlık politikalarını yönlendirmesi kaçınılmazdır.

Aslında, sağlık politikalarına yön verenlerin de kendi adlarına veya toplum adına beklentileri mevcuttur. Son yıllarda sağlık politikalarımızdaki hızlı ve radikal değişikliklerin ardındaki hakim itici güç bu beklentilerdir. Çoğu zaman mikro ölçekteki beklentiler makro düzlemdeki beklentilerle çatışabilmektedir. Özellikle sistemin planlayıcıları ile aktörleri arasındaki beklenti çatışması daha belirgindir. Bu beklentilerin birbiriyle çatışmaması, karşılıklı uyum içinde olması, her zaman ve her alanda olmasa bile, yine de mümkün olabilir.
Toplum sağlığının ve sağlığın korunup geliştirilmesinin çok daha fazla önem kazanmakta olduğu günümüzde, bir yandan sağlıklı yaşam biçimleri üzerinde durulur ve insanlar buna teşvik edilirken diğer yandan kadınlar, erkekler ve hatta çocuklar sigara ve alkolün zararlı etkilerinden korumaya çalışılmaktadır. İnsanların hastalıklardan korunması ve daha sağlıklı bir hayat sürebilmesini temin için büyük gayretler sarf edilmektedir. Bireylerin sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi, akut ve kronik, bulaşıcı olan veya olmayan hastalıklarla mücadele edilebilmesi için ülkelerin önemli derecedeki insan ve finans kaynakları seferber edilmektedir. Toplumsal refah, sağlık ve mutluluk birbirini bütünleyen ama hep çalışma, gayret, çaba, hatta fedakârlık isteyen çok sektörlü dinamiklerdir.

Sizce devlet sağlığın neresindedir? Özel sektör ne kadar bu alandadır? Eli taşın altında kalan kim, sistemden nemalanan kimdir? Sosyal Güvenlik Kurumu, sağlığın içinde ama neresindedir, ne kadardır? Sağlık çalışanları ve bilhassa doktorların bu süreçteki sorumluluğu ve etkisi nedir? En önemlisi de, sağlık hizmetini talep eden, beklentilerinin karşılanmasını bekleyen vatandaş ne kadar işin içindedir?
Bu soruların cevaplarını ayaküstü verilebilmek mümkün değildir. Kısacası sağlığımızın sağlıklı olmasının sorumluluğu altında olanların çok geniş bir alana yayıldığı görülmektedir. Ortak akıl bu noktada da devreye girmeli ve herkesin beklentilerini optimum seviyede karşılayabilecek çözümler üretmeli. Üretmeli ki, kişiler ve kurumlar geleceklerinden emin olsunlar, beklentilerini karşılasınlar. Sağlık Düşüncesi Dergisi, bu süreçte üzerine düşeni yapmakta, ortak aklın yeşertileceği mümbit alana ev sahipliği yapmaktadır. Her geçen günün bu durumu daha fazla şahitlik yapma şansı taşıdığını hep birlikte göreceğiz.

Özür… Dergimizin 5. sayısı, 40-45. sayfalarda ve yine aynı sayının 34 – 39 sayfalarında yayımlanan makalelerde editöryal bir hata nedeniyle yazar isimlerinin sıralaması yanlış olarak basılmıştır. Bu yanlışlıktan dolayı özür dileriz.

* Mart-Nisan-Mayıs 2008 tarihli Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi 6. sayıdan alıntılanmıştır.

  • SON SAYI
  • KARİKATÜR
  • SÖYLEŞİ
  • Şehir hastaneleri hakkında düşünceniz nedir?