GÜNDEM

Neden aşı üret(e)miyoruz?

Domuz gribi tartışmalarından geriye, “Neden kendi aşımızı üretemiyoruz?” sorusu kaldı. SD Platform, konunun uzmanlarına mikrofon uzattı. Görünen o ki mesele sanıldığı kadar basit değil.

Devamı

Para ve bilim adamı var, sorumlu hükümet
TTB Bilim Kurulu Başkanı
Feride Aksu Tanık
Üretime başlamak için 250 milyonluk pazar gerekli
RSHM Başkanı Mustafa Ertek

EDİTÖRDEN

Sağlıkta yeni kapıları açmak...

Canlıların var olması, varlık olması; doğumla ölüm arasına sıkıştırılmış anla, yani yaşamakla kabildir. Yeryüzünde yaşayan canlıların en üstünü olan insanın en değerli anı;  aklı, gönlü, ruhu ve bedeniyle topyekûn sağlıklı olarak yaşadığı zamandır. Halkımız bunu en basit bir şekilde “Önce sağlık” diye ifade eder. Öyleyse insanı insan yapan bilinç, hayatın her kesitini sağlıklı kılmayı gerektirir; sağlıklı yaşama ve yaşatma sorumluluğunu bize yükler.

Birey olarak kendi sağlığımız üzerindeki sorumluluğumuz kaçınılmazdır. Ancak düşünürlerin, aydınların, önderlerin, toplumu yönlendirme ve yönetme makamında olanların her an ve her şartta toplumun sağlığını koruma, bunun için uğraş verme görevi vardır.

Sağlık temel bir haktır. Doğan her canlı, sağlıklı yaşama hakkı ile birlikte dünyaya gözlerini açar. Bu hakkın korunabilmesi, sahip olduğu bilinç ve düşünce sayesinde hayata yön verebilme kabiliyeti olan insanın görevidir.

Sağlığın evrensel tanımı, beden ve ruhu, yani bütün olarak insanı kapsayan bir iyilik haline işaret eder. Bu açıdan bakıldığında, insanı iyi hal içinde olmaya sevk edecek her faaliyet alanının sağlıktan bağımsız olamayacağını görürüz. İnsanlara huzur sağlayacak düşünce ve gönül ikliminin oluşturulması, her türlü bedensel ihtiyaçların karşılanması ve daha yüksek hayat standartlarının oluşturulması, sağlığın kapsamı içine girer.

Üzerimize düşen görevi yeterince yaptığımız algısı, bir mütevazı teşekkür, şefkatli bir bakış, küçük bir gülümseme, hatta tabiatın güzelliğini hatırlatan bir su sesi, kuş sesi, bir kelebek sesi bile iç huzuru duymamıza yol açar, dinginlik kazandırır; yani ruh sağlığımıza hizmet eder.

Organizmanın sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için iç dinamikleri kadar dış dinamiklerin de ne denli önemli olduğunu biliyoruz. Bedenimizin biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için güvenli gıda, su, temiz bir hava ve çevre en öncelikli ihtiyaçlardır. Sağlığın yitirilmesi durumunda hastalığın tanı ve tedavisi, bizzat sağlık bilimi olan modern tıbbın zaten ana konusudur. Bununla birlikte kentsel tasarımın, şehir imar durumunun, alt yapının, barınma ve ulaşımın sağlık konusu dışında kaldığını da söyleyemeyiz. Hatta gittikçe endüstrileşen dünyamızda her türlü ekonomik ilişki ve üretim süreci doğrudan veya dolaylı olarak sağlığı ilgilendirmektedir.

Dış dünyamız ile ilişkilerimizi düzenleyen araçlar; bilgi, görgü, algı düzeyimiz ve eğitim durumumuz sağlığımızı da kontrol etmektedir. İnsanlar arası ilişkiler, etkileşimler, insana savaş ve barışı yaşatan toplumsal ve politik süreçler sağlıktan bağımsız olamaz.

Sağlık, sosyal gelişmenin temel öğesidir. Kalkınmanın en önemli göstergesidir. Yüksek oranda istihdamın sağlanması, temel mal ve hizmetlerin yeterli düzeyde üretimi, sanayileşme, artan milli gelir ve yüksek eğitim düzeyi gibi sosyoekonomik ve sosyokültürel değerler ancak sağlıklı bireylerin oluşturduğu sağlıklı bir toplumla mümkün olur. Bu gerçekler ışığında bakıldığında, bizzat kendisi ulaşılması gereken bir hedef olan sağlığın, diğer toplumsal hedeflere ulaşmada da kilit rolü oynamakta olduğu görülür.

Bu denli kapsamlı bir açılımı olan sağlık kavramı, karşımıza çeşitli çalışma ve araştırma alanlarını, bilimsel ve akademik disiplinleri çıkarmaktadır. Sağlık politikası, sağlık yönetimi, sağlık ekonomisi, sağlık eğitimi, sağlık sosyolojisi, sağlık iletişimi, sağlık araştırmaları, sağlık teknolojileri, sağlık bilişimi, sağlık insan kaynakları, toplum sağlığı, sağlıklı yaşam, hastalık yönetimi, kalite ve akreditasyon, tıp etiği, tıp hukuku, tıp tarihi, tıp felsefesi, hasta güvenliği ve hasta hakları gibi bir dizi temel disiplin, bugün sağlık biliminin gündemini işgal etmektedir. Entelektüel dünyamızla bu denli iç içe olan sağlık, edebiyat ve sanattan da ayrı düşünülemez.

İlgi alanı yukarıda sözü edilenlerden hangisi olursa olsun, sağlıkla ilgili sorumluluğun sancısını taşıyan aydınları, düşünürleri, bilim adamlarını bir düşünce ortamında buluşturarak bilgi, kültür ve anlayış paylaşımını sağlamak iddiasında olan Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Platformu, SD Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi’nin ardından SD Platform ile birikimini sanal dünya üzerinden paylaşmak ve artırmak amacındadır. Bu adım; sağlıklı bir düşünce ikliminde yeşeren sağlık bilincinin topluma kazandırılması ve miras olarak geleceğe bırakılması dileğiyle atılmış bir adımdır.

SD Platform bu gayeye inananların, bu gayrete omuz verenlerin, aktaracak birikimi, söyleyecek sözü olanların; sağlığa emeğiyle, bilgisiyle, düşüncesiyle katkı verenlerin sanal buluşma mekânıdır. Sağlık için sancı çeken, sağlık konusunda düşünenlerin platformunda yeni kapılar aralamanın ümidi ile yeniden başlıyoruz…